Cubetto, Kibo ve diğerlerini tanıyor musunuz?
11 Eylül 2018
Aldığımız eğitim süresini neredeyse yarıladık, birlikte eğitim aldığımız akademisyen arkadaşlar dışında daha pek çok dijital arkadaşla tanıştığımı söyleyebilirim. Onların isimleri Cubetto, Kibo, Sphero ve diğerleri. Artık bu isimleri duyduğumda yabancılamıyorum, onlarla ve üretilecek yeni robotlarla tanışmaya, isim hafızamda onlara yer açmaya hazırım.
İtalyan Robot Cubetto
Bugün konumuz teknoloji ve interaktif medya kullanım ilkeleri. ABD’de NAEYC, Fred Rogers Center, Amerikan Pediatri Derneği ve Erikson Tec Merkezinin ilkelerle ilgili çalışmalarını inceledik. Bu ilkeleri kendi kültürümüze uyarlayarak gözden geçirdik. Uzun yazıların ve kitapların okunma zorluklarını da bildiğimiz için bu tür ilkelerin broşür ve kısa sloganlar halinde halkımıza ulaşmasının gereğini vurguladık. Okulda teknoloji kullanımı için, doğrudan çocuğun kendisiyle yapılan ve altında kendi imzası bulunan, telif haklarına duyarlı bir teknoloji kullanım anlaşmasının öneminden de bahsettik. Bu ilkeler, dijital medya kullanan tüm çocuklar için bir medya kullanım planı hazırlama ihtiyacımızı ön plana çıkarıyor.
Öğlen yemeğinde gittiğimiz Denizli’nin 100 yıldan uzun süredir hizmet veren, meşhur Denizli kebabı yapan lokantasından kısaca bahsedip geçeceğim. Bir yemeğin 100 yıldan uzun süredir aynı yöntemle, aynı mekanda, aynı tedarikçiden alınan malzeme ile yapılması fikri beni büyülüyor. Kimliği, kişiliği olan otantik işletmeleri, gelenekselleşmiş, yerel lezzetleri çok seviyorum. Burayı daha fazla gastronomi bloğuna çevirmeden medya ve teknolojinin anaokullarına entegrasyonu ile ilgili yazmak istiyorum.
Fütüristler 2050 yılına ilerleyen süreçte günlük hayattaki pek çok işi robotların yapacağını söylüyorlar. O halde teknoloji kullanımı anaokullarında bir alternatif ve lüks değil, belki de bir zorunluluk. Geçen hafta düzenlenen Bulma Konferansına katılan katılımcıların çoğu, okullarda bir Gelecek dersi olması gerektiğinden bahsetti. Sadece ERG’den Batuhan Aydagül, bunun diğer derslerden ayrı bir ders yerine, eğitimin tüm kademelerine ve hayata entegre edilmiş biçimde çocuklara aktarılmasından yana. Ben de onun gibi düşünüyorum. Hayatta ihtiyacımız olan pek çok bilgi, beceri için okul müfredatına ders koyma fikrine karşı, hayatın geneline yansıtılması fikrine katılıyorum. Anaokulu bunun için çok iyi bir başlangıç olabilir. Bu dersi bir teknoloji uzmanının ya da mühendisin vermesine gerek yok, çocuğun dijital okuryazar olan anaokulu öğretmeni tarafından kolaylıkla verilebilir. Öğretmen de kendini 2050’deki geleceğe hazırlamak zorunda. O halde birlikte hazırlanacağız.
Muhtemelen akıllı telefon kullanan bir anaokulu öğretmeni, kodlama dilini öğrenip öncelikle somut deneyimlerle bunu çocuklara öğretebilir. Ardından imkanlar ölçüsünde, ipadlar, robotlar, kodlama oyuncakları sınıfta eğitsel amaçlarla kullanılabilir. Bunu yaparken en önemli şey, bir yazılımcı yetiştirmeye çalışmadığını bilmek. Steve Jobs, kodlama size nasıl düşüneceğinizi öğretir, diyor. Amacın çocuğun sadece teknoloji tüketicisi değil de üreticisi olması için bir adım atmak, sistematik ve eleştirel düşünme becerilerini geliştirmek olduğunu bilmesi önemli.
Bilgisayar dilinin alfabesi binary kodu ile NİHAN yazdım!
Eğitimi 3D yazıcıdan alacağımız anahtarlık tasarımlarımızı tamamlayarak bitiriyoruz. Günü ise Denizli’nin meşhur tekstil merkezi Babadağ’da havlu alışverişi yaparak bitiriyoruz.

Çok beğendim Nihan'cigim. Aklına, fikrine, kalemine sağlık. Blogger yönünü de keşfettin bence bu Proje ile... Devam etmelisin! 😉😘
YanıtlaSilNalan’cım görüşlerin çok değerli, teşekkür ediyorum. Keşke zaman bulabilsem ama yapmalıyım haklısın.
Sil