İkinci Günden Notlar
9 Eylül 2018
Dün geceyi ilk günün bloğunu yazarak geçirdim, o nedenle uykumu tam alamadan uyandım sevgili blog. Otelin kahvaltısı güzel neyseki, bizi kendimize getiriyor. Bu arada blog yazmak hem zaman alıcı, hem de ciddi emek isteyen bir iş. Gönüllü yapanların bu işi severek yaptıklarına şüphe yok.
Kahvaltı sonrası fakülteye vardık ve ikinci günümüz hızlı başladı. İlk dersimiz münazara, seçtiğimiz şeker renklerine göre iki gruba ayrılıp oyun ile dijital oyun kavramlarını münazara edeceğiz. Grubumuzun görevi, oyunu savunmak. Bu hiç de zor olmayacak, zaten bir öğretmenin en önemli misyonu her koşulda 'oyun'u savunmak..
Tekrar belirtme ihtiyacı duyuyorum, aslında oyun ve dijital oyun birbiriyle kıyaslanacak yarıştırılacak kavramlar değil. Yani durum, nerede o eski bayramlar şeklinde geçmiş-gelecek karşıtlığı taşımıyor. Oyun Eski Yunan'dan beri var. Vatikan Müzelerini gezerken gördüğüm bir amforada, Aşil ve Ajax Truva savaşında ara verdiklerinde zarlı masa oyunu oynarlar. Bu amfora bize hem oyunun geçmişini anlatır hem de savaşırken bile askerlerin oyuna duydukları ihtiyacı çömlekçi Exekias'ın sanatıyla günümüze taşır.
Achilles ve Ajax, M.Ö. 525-520
Düşünsenize, oyun araştırmacıları Aşil ve Ajax zamanında yaşasaydı, zarlı masa oyunundan sonra yeni bir oyun türü olarak çıkan yapbozları masa oyunları ile karşılaştırır mıydı? Yapbozlar mı masa oyunları mı şeklinde münazara yaparlar mıydı bilinmez ama bugün bizim dijital oyunlara olan bakış açımızın bu karşıtlık duygusundan kurtulması gerektiği düşüncesindeyim.
Biz münazaranın yapısı gereği iki farklı tür olarak dijital oyun ile oyun fikirlerini çarpıştırmaya çalıştık. Bu süreçte öne çıkan fikirler oyunun amaçsız ve araçsız oynanabileceği ve diğer taraftan da artık hayatımızı oyun süreci dahil olmak üzere teknolojiden soyutlayamayacağımız gerçeğiydi. Oyun, kendi varlığını bir yandan serbest ve amaçsız diğer yandan rekabetçi ve kurallı olarak sürdürürken artık dijital versiyonlarını da bir seçenek olarak sunacak. Biz de birini diğerine tercih etmek zorunda kalmadan, milattan bu yana süren oyun oynama geleneğimize devam edeceğiz.
İkinci etkinliğimizde sadece iPadler üzerinde oynanan #osmo oyunu ile tanıştık. İnce bir yapay zeka ile hazırlanan osmo pizza oyunu, tangram, kodlama gibi oyun seçenekleri sunuyor ve size karşınızda hakikaten hamlelerinizi izleyen bir canlı varmış hissini yaşatıyor. Osmo, zekasıyla bizi kendine hayran bıraktı.
Günün geri kalanında programsız kodlamayı öğrenecektik. Bu derste bilgisayar, algoritma, hesaplamalı düşünce, soyutlama becerisi kavramlarına aşina olduk. Ardından bahçede programsız kodlama yöntemiyle bilgisayar rolü oynayan bir arkadaşımıza kodlar vererek bir labirent çizdirmeye çalıştık.
Gün sonu değerlendirmesinde bugün öğrendiklerimizi anaokulu yaşantısına nasıl entegre edebileceğimize dair fikirler sunduk. Yarını bekliyoruz.
Labirentimiz
Yorumlar
Yorum Gönder